Küresel finans piyasalarında geçtiğimiz hafta, merkez bankalarının faiz kararları, ABD-İran ilişkilerindeki gelişmeler ve şirket bilanço açıklamaları dikkat çekici bir şekilde öne çıktı. Önümüzdeki hafta ise ABD’de açıklanacak tarım dışı istihdam verileri, yatırımcıların odak noktasını oluşturuyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile müzakereleri askıya aldığını duyurmasına rağmen, İran tarafından yapılan uzlaşmacı teklifler hakkında çıkan haberler, piyasalarda iyimser bir hava estirdi. Küresel merkez bankalarının faiz politikaları ve başkanlarının açıklamaları, fiyatlamalarda belirleyici rol oynamaya devam etti. ABD’nin İran limanlarına yönelik uzun süreli abluka hazırlıkları ve Hürmüz Boğazı üzerindeki arz endişeleri, Brent petrol fiyatlarında yukarı yönlü hareketlenmelere neden oldu. Bu durum, enflasyonist baskıların artabileceğine dair endişeleri derinleştirdi.
Trump, İran ile görüşmelerin sürdüğünü ancak Tahran yönetiminin son teklifine ilişkin memnuniyetsizliğini dile getirdi. Bu açıklama, İran’ın ABD ile olan müzakereleri aracılık eden Pakistan yönetimine yeni bir anlaşma teklifi sunduğu yönündeki haberlerin akabinde geldi. Trump yönetimi, bölgedeki ABD askeri güçlerinin varlığına rağmen İran ile savaşın sona erdiğini resmi olarak Kongre’ye bildirdi.
Enflasyon risklerinin gölgesinde, ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası (BoJ), piyasa beklentileri doğrultusunda faiz oranlarında bir değişiklik yapmadı. Merkez bankası başkanlarının konuşmalarında genel olarak temkinli bir ton hakimken, Mayıs ayının 15’inde görev süresi dolacak Fed Başkanı Jerome Powell’ın güvercin bir yaklaşım sergilememesi, para politikasında sıkılaşma olasılığını yeniden gündeme getirdi. Ayrıca, faiz kararının 8’e karşı 4 oyla alınması, komite içinde görüş ayrılıklarının belirginleştiğine işaret etti. Powell, Mart ayında kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyonunun %3,5 seviyesine yükselebileceğini ve kısa vadeli enflasyon tahminlerinde yukarı yönlü bir hareket gözlemlendiğini belirtti.
ABD’de devam eden enflasyon endişeleri, gelecek hafta açıklanacak tarım dışı istihdam verilerinin Fed’in gelecekteki adımları açısından önemli ipuçları vereceği düşüncesiyle yüksek bir dikkatle takip edilecek. Bu durum, faiz indirimlerinin ertelenebileceği beklentisini artırırken, tahvil piyasalarında satış baskısını da yoğunlaştırdı. Ayrıca, ABD ekonomisi yılın ilk çeyreğinde beklenenden düşük bir büyüme kaydetti; ancak büyümenin ivme kazanma eğiliminde olması, olası bir resesyon kaygılarını sınırladı.
Önümüzdeki hafta ABD-İran ilişkilerindeki gelişmeler ve devam eden bilanço sezonu çerçevesinde şirket finansalları da yakından izlenecek. Bu gelişmeler ışığında, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, önceki haftaya göre yaklaşık 10 baz puan artarak %4,3970 seviyesine ulaştı. Dolar endeksi ise haftalık bazda %0,4 düşerek 98,2 seviyesinde kapandı. Orta Doğu’daki gerilimlerin sürmesi, enflasyon riskleri ve faiz indirimlerinin ertelenmesi endişeleri, altının ons fiyatını haftalık bazda %2 düşürerek 4,614 dolara çekti. Brent petrolün varil fiyatı ise arz kaygılarıyla %7,4 artarak 107,6 dolara yükseldi.
WALL STREET’TE YÜKSELİŞ SÜRÜYOR New York borsasında geçtiğimiz hafta olumlu bir trend gözlemlendi. Haftalık bazda S&P 500 %0,91, Nasdaq %1,49 ve Dow Jones %0,55 değer kazandı. S&P 500 ve Nasdaq endekslerinde rekor seviyeler kaydedildi. Kurumsal bilançolar yatırımcılar tarafından yakından takip edilmekte.